FluentFiction - Turkish

A Cup of Kindness: Brewing Warmth in a Winter Wonderland

FluentFiction - Turkish

13m 24sFebruary 26, 2026
Checking access...

Loading audio...

A Cup of Kindness: Brewing Warmth in a Winter Wonderland

1x
0:000:00

Sign in for Premium Access

Sign in to access ad-free premium audio for this episode with a FluentFiction Plus subscription.

View Mode:
  • Emir, kahve kavurma atölyesinde çalışıyordu.

    Emir, coffee roasting atölyesi was working at the workshop.

  • Atölye, sıcak ve davetkâr bir ortam sunuyordu.

    The workshop offered a warm and inviting environment.

  • Kavrulan kahve çekirdeklerinin aroması her yeri sarıyordu.

    The aroma of the roasting coffee beans filled everywhere.

  • Pencerelerden dışarı baktığında soğuk kış gününde karla kaplı sokakları görebiliyordu.

    When he looked out the windows, he could see the snow-covered streets on a cold winter day.

  • O gün, Emir müşterilere kahve hazırlarken içeri Selin girdi.

    That day, while Emir was preparing coffee for customers, Selin entered.

  • Selin hasta görünüyordu ve biraz endişeliydi.

    Selin looked sick and was a bit anxious.

  • Yakındaki üniversitede öğrenciydi ve anlaşılan hastaydı.

    She was a student at a nearby university and apparently was unwell.

  • Emir, Selin'e bir fincan sıcak kahve ikram etti.

    Emir offered Selin a cup of hot coffee.

  • "Merhaba, nasılsın?"

    "Hello, how are you?"

  • diye sordu.

    he asked.

  • Selin, şikayetlerini anlatmaya başladı.

    Selin began to explain her complaints.

  • "İlaç almam lazım ama eczane kapalı."

    "I need to get medicine, but the pharmacy is closed."

  • Emir, Selin'in moralinin bozuk olduğunu fark etti.

    Emir noticed that Selin was feeling down.

  • Yardım etmeye karar verdi.

    He decided to help.

  • "Benim bir eczacı arkadaşım var.

    "I have a pharmacist friend.

  • Onu arayabilirim.

    I can call him.

  • Belki yardımcı olabilir."

    Maybe he can help."

  • Telefonunu çıkardı ve arkadaşını aradı.

    He took out his phone and called his friend.

  • Arkadaşı, problemi duyduktan sonra eczanesini kısa süreliğine açabileceğini söyledi.

    After hearing the problem, his friend said he could open his pharmacy for a short while.

  • Emin, bunun Selin'e iyi geleceğinden emindi.

    Emir was confident that this would be good for Selin.

  • "İyi haber, arkadaşım eczaneyi sizin için açacak," dedi Emir gülümseyerek.

    "Good news, my friend will open the pharmacy for you," said Emir, smiling.

  • Selin şaşırmıştı ve mutlu olmuştu.

    Selin was surprised and happy.

  • "Çok teşekkür ederim Emir, bunları benim için yapman harika."

    "Thank you so much Emir, it's wonderful that you're doing this for me."

  • Birlikte eczaneye gittiler.

    Together, they went to the pharmacy.

  • Kar yağışı altında yürümek soğuktu ama Selin, yardımsever birine rastladığı için rahatlamıştı.

    Walking under the falling snow was cold, but Selin felt relieved to have encountered someone helpful.

  • Eczane açıldığında, Selin reçetesini aldı.

    When the pharmacy opened, Selin got her prescription.

  • İlaçlarını almış olmanın rahatlığını hissetti.

    She felt the comfort of having gotten her medicine.

  • Dönüş yolunda Selin, Emir'e minnettarlığını dile getirdi.

    On the way back, Selin expressed her gratitude to Emir.

  • "Bazen yardıma ihtiyacım olduğunu kabul etmem gerekiyor," dedi.

    "Sometimes I need to accept that I need help," she said.

  • Emir ise, "Arkadaşlara yardım etmek hepimize iyi gelir," diye yanıtladı.

    Emir replied, "Helping friends does us all good."

  • Bu olay hem Emir hem de Selin için yeni bir ders olmuştu.

    This event was a new lesson for both Emir and Selin.

  • Emir, yardımıyla birine dokunmanın mutluluğunu yaşayarak atölyeye döndü.

    Emir returned to the workshop feeling the joy of having touched someone's life with his help.

  • Selin, bazen başkalarından yardım istemenin gerekli olduğunu anlamıştı.

    Selin realized that sometimes asking others for help is necessary.

  • O gün, ikisi de hayatlarına katılan bu küçük ama değerli anı unutmamaya karar verdi.

    That day, both decided to remember this small but valuable moment that had been added to their lives.