FluentFiction - Turkish

Finding Her Voice: Emine's Magical Winter Tale

FluentFiction - Turkish

15m 31sFebruary 22, 2026
Checking access...

Loading audio...

Finding Her Voice: Emine's Magical Winter Tale

1x
0:000:00

Sign in for Premium Access

Sign in to access ad-free premium audio for this episode with a FluentFiction Plus subscription.

View Mode:
  • Sıcak, kırmızı halıyla kaplı Küçük Ahşap Ev, kışın ortasında bir peri masalı gibi görünüyordu.

    The warm, red-carpeted Küçük Ahşap Ev looked like a fairy tale in the middle of winter.

  • Pencerelerden dışarı, karla kaplı çam ormanı, ince bir beyaz battaniye gibi yayılmıştı.

    Outside the windows, the snow-covered pine forest spread out like a thin white blanket.

  • Emine, sınıf arkadaşlarıyla birlikte bu mükemmel manzaraya bakarak rahat bir nefes aldı.

    Emine took a deep breath as she gazed at this perfect view with her classmates.

  • Emine’nin kalbi hâlâ biraz hızlı atıyordu.

    Emine’s heart was still beating a little fast.

  • Okul gezisi onu heyecanlandırsa da kaygılarını da beraberinde getirmişti.

    Although the school trip excited her, it also brought with it some concerns.

  • Gruba dahil olup olmayacağından emin değildi.

    She wasn't sure if she would fit into the group.

  • İçinde bir yerde, herkesle birlikte olmak için güçlü bir arzu vardı.

    Somewhere inside her, there was a strong desire to be with everyone.

  • Fakat çekingenliği onun ayağına bağ gibiydi, her adım atışında çekiyordu.

    But her shyness felt like a tie on her foot, pulling her back with every step she took.

  • Kerem yanı başında otururken, her zamanki neşesiyle arkadaş grubunu eğlendirmekle meşguldu.

    Kerem sat next to her, busy entertaining their group of friends with his usual cheerfulness.

  • Safiye ise kitabına dalmış görünüyordu.

    Safiye, on the other hand, seemed engrossed in her book.

  • Emine, yalnız hissettiği anlarda Safiye’nin sakin varlığından güç alıyordu.

    Emine drew strength from Safiye’s calm presence in moments when she felt alone.

  • Belki de Safiye’den alacağı cesaretle, kendisini daha iyi ifade edebilirdi.

    Perhaps with the courage she could gather from Safiye, she could express herself better.

  • Akşam olduğunda, herkes ahşap evin içindeki büyük şöminenin etrafına toplandı.

    In the evening, everyone gathered around the large fireplace inside the wooden house.

  • Kerem, "Hadi, hikaye zamanı!" diye bağırdı.

    Kerem shouted, "Come on, it's story time!"

  • Çeşitli hikayeler anlatılıyordu ama Emine onları sadece dinlemekle yetindi.

    Various stories were being told, but Emine only listened to them.

  • Başka bir ses, içinden yükselmeye başladı: "Hadi, Emine. Bir kez olsun cesur ol."

    Another voice began to rise from within her: "Come on, Emine. Be brave for once."

  • O an geldiğinde, Emine derin bir nefes aldı ve elini kaldırdı.

    When the moment came, Emine took a deep breath and raised her hand.

  • "Ben de anlatmak istiyorum," dedi hafif bir titizlikle.

    "I want to tell one too," she said with slight nervousness.

  • Herkes ona dönüp baktı.

    Everyone turned to look at her.

  • Emine’nin kalbi kulağında çınlıyordu.

    Emine’s heart pounded in her ears.

  • Ama şimdi geri çekilmek yoktu.

    But there was no turning back now.

  • Anlatacağı hikaye, büyükannesinden duyduğu, büyülü bir kış masalıydı.

    The story she would tell was a magical winter tale she had heard from her grandmother.

  • Hikaye, dinleyenleri içine çekerken, Emine’nin sesi daha da güçlendi.

    As the story drew in the listeners, Emine’s voice grew stronger.

  • Bir sihir gibi salondaki herkes neşeyle ona odaklandı.

    Like magic, everyone in the room focused on her with joy.

  • Kerem gülümsedi ve başıyla onayladı.

    Kerem smiled and nodded in approval.

  • Safiye ise hafifçe başını sallayıp cesaret verdi.

    Safiye lightly nodded her head, encouraging her.

  • Hikaye bittiğinde, sessizlik birkaç saniye sürdü.

    When the story ended, there was silence for a few seconds.

  • Sonra Kerem alkışlamaya başladı ve diğerleri de ona katıldı.

    Then Kerem started clapping, and the others joined in.

  • Emine kendini daha önce hiç hissetmediği kadar canlı hissetti.

    Emine felt more alive than she ever had before.

  • Artık yalnız olmadığını biliyordu.

    She knew she was no longer alone.

  • Sınıf arkadaşlarıyla birlikte olmanın sıcaklığı ve kabulü içini sarhoş ediyordu.

    The warmth and acceptance of being with her classmates intoxicated her.

  • Ertesi sabah, öğrenciler yeni bir maceraya çıkarken Emine, Kerem ve Safiye’nin yanındaydı.

    The next morning, as the students set out on a new adventure, Emine was beside Kerem and Safiye.

  • Kendine olan güveni yerine gelmişti.

    Her confidence had been restored.

  • Artık biliyordu ki içindeki bireysellik, dışarı çıkıp parlamaya değerdi.

    Now she knew that the individuality within her was worth letting out and shining.

  • Emine’nin gözleri parladı; çünkü kim olduğunu saklamadan da kabul görebileceğini öğrenmişti.

    Emine’s eyes sparkled; she had learned that she could be accepted without hiding who she was.